Bir zamanlar, Ankara'dan çok uzaklarda küçücük bir kasabada Maşa adında bir kız yaşarmış. Her şeye sahipmiş gibi görünüyormuş — hem güzelmiş, hem akıllıymış, hem de ilkokula gitmeye hazırmış. Ama çok istiyormuş internette vakit geçirmeyi.
Anne lütfen, bana bir tablet al.
Her gün evlerinde bu ses duyulurmuş.
Ama annesi başta direnmişmiş. Defalarca sorarmış:
Neden sana tablet lazım kızım? Yapacak bir şeyin yok mu? Burada ne güzel bir doğa var, ne güzel bir doğa…
Ama Maşa pes etmezmiş ve yine başlarmış şarkısına:
İnternete girmek istiyorum, Ayşe gibi. Orada çok şey varmış anne... Ayşe diyor ki orada eğitici programlar varmış. Tabletle okulda çok akıllı olacağım!
Ve bir gün sevgi dolu annenin kalbi yumuşamış. Birikimlerini ve komşulardan yardım alarak bir tablet almış. Mutluluktan parlayan Maşa'ya vermiş, kendi düşüncelerine gülümsemiş ve bahçede işleriyle uğraşmaya gitmiş.
Maşa ise tabletiyle sedire oturmuş ve oynamaya başlamış. Gerçekten de orada her şey varmış... Arkadaşlarıyla mesajlaşabiliyormuş, renkli videolar izleyebiliyormuş, bir sürü parlak resim ve dinamik müzik varmış.
Maşa bütün günün nasıl geçtiğini fark etmemiş. Annesi gelmiş ve öfkeyle dilini şaklatmış:
Demek bütün gün burada oturdun? Haydi yatağa!
Anne daha beş dakika!
Ama annesi kararlıymış:
Saat akşam on oldu! Bütün uslu kızlar çoktan uyudu.
İsteksizce Maşa tableti bırakmış ve yatmış. Rüyasında internetin en popüler insanı olduğunu görmüş. Bu yüzden Maşa rüyasında geniş geniş gülümsüyormuş, annesini de mutlu ediyormuş.
Ertesi gün de böyle geçmiş. Ama Maşa'nın annesine misafir gelecekmiş. Anne bütün gün evde koşturmuş, ama Maşa yardım etmeyi reddetmiş. Her şeyi annesinin tek başına yapması gerekmiş: sofraya hazırlamak, evi temizlemek ve bahçede çalışmak.
Maşa anneannesinin isteklerini savuşturmuş, çünkü internette daha ilginç şeyler varmış. Ayşe annesiyle geldiğinde bile Maşa başını bile çevirmemiş. Annesi üzüntüyle başını sallamış ve gitmiş.
Maşa günün nasıl geçtiğini fark etmemiş ve elinde tabletle uyuyakalmış.
Ne kadar uyuduğu bilinmezmiş, ama karanlık bir odada uyanmış.
Anneeee.
Maşa seslenmişmiş ama kimse cevap vermemiş. Korkmuş kız fırlamış, terliklerini giymiş ve evi dolaşmış. Ama kimse yokmuş.
Gitti o.
Aniden bir ses duyulmuş. Maşa dehşetle sesin tabletten geldiğini fark etmiş.
Ne oldu? Nereye gitti?
Titreyen bir sesle sormuş kız.
Önemli mi? Ekim ayındayız artık, şehre gitti.
Ekim mi? Peki ya ben? Ben okula başlamalıydım!
Maşa üzüntüyle başını ellerinin arasına almış.
Ne gerek var ki, düşün bir. Bende her şey var: seninle birlikte okul programını kendimiz öğreniriz.
Maşa'ya siyah ekranda bir sırıtış belirdiği bile gelmişmiş.
Peki ya Ayşe? Annem, sınıf arkadaşlarım? Hayır, bu hiç olmaz.
Bunların hepsi saçmalık, yakında unutursun. Annen geri dönmeyecek, sana kızgın. Ve hayatımız boyunca ikimiz olacağız. Sana o kadar çok oyun göstereceğim, o kadar çok video. İster misin?
Hayııııır.
Maşa korkuyla geri çekilmiş.
Hayır-hayır-hayır-hayır.
Ve çığlık atmaya başlamış. Yere oturmuş ve sadece bağırmış... Aniden uyanmış.
Ne oldu Maşa? Kötü bir rüya mı gördün?
Korkmuş annesi odanın kapısında belirmişmiş.
Hiçbir şey anne.
Maşa annesine koşmuş ve sıkıca sarılmış.
Beni affet. Artık her zaman ev işlerinde sana yardım edeceğim. Bu tableti de atacağım.
Şaşkın annesi Maşa'nın başını okşamış ve ne olduğunu anlamamış. Belki de bu iyi olmuştur. Maşa yine eskisi gibi olmuş ve tablette bir saatten fazla oturmazmış. Yoksa yine kötü rüyalar görürmüş.